Bitcoin’in mucidi Satoshi Nakamoto’nun oluşturduğu Proof-of-Work yani iş ispatı modeli, birçok avantaja yanı sıra birkaç dezavantaja da ev sahipliği yapıyor. İş ispatı yani madencilik modelinin en büyük dezavantajının ise çevreye verilen zarar ve aşırı enerji tüketimi olduğu bilinmekte. Mayıs ayındaki üçüncü Bitcoin blok ödülü yarılanmasından sonra ise bu tüketim ile zararın çok daha fazla arttığı iddia ediliyor. Peki bu ne kadar doğru?

Bitcoin Halving, Geçici Bir Çözüm Oldu

Yaklaşık olarak her 4 senede bir gerçekleşen Bitcoin blok ödülü yarılanması geçtiğimiz Mayıs ayında yine tekrarlandı. Her bir Bitcoin ağ bloğundan elde edilen ödül böylece 12,5 BTC’den 6,25 BTC’ye geriledi. Bu da küçük çaplı madencilerin veya eski madencilik donanımına sahip olanların cihaz kapatmasına ve ağdan çekilmesine yol açtı.

Digiconomist tarafından aktarılan bilgiye göre ise Bitcoin’in enerji tüketimi 11 Mayıs tarihinden yani blok ödülü yarılanmasından 2 hafta sonra %24 düşüş yaşadı. Bitcoin ağındaki hash gücünün %38 azalmasından sonra böyle bir enerji tüketimi azalmasının görülmesi ise oldukça normal olarak yorumlanmakta.

Bu çevreye verilen zarar konusunda olumlu bir gelişme olsa da enerji tüketiminin yeniden artmaya başladığı görülüyor. Digiconomist ve Cambridge Bitcoin Elektrik Tüketim Endeksi verileri dikkate alınarak hazırlanan tabloda tüketimin kademeli olarak artmakta olduğu görüldü. Digiconomist verilerine göre Bitcoin madenciliğinin yıllık elektrik tüketiminin 11 Temmuz tarihi itibariyle 61,256 TWh olduğu görülüyor. Bu, 11 Mayıs tarihinden beri görülen en yüksek değer konumunda ve endişeler de artışa bağlı olarak yükselmekte.

Enerji Tüketimi Sınırları Zorluyor

Yıllık ortalama enerji tüketimi Haziran ayında 60 TWh sınırına yaklaşsa da daha sonra sert bir düşüş yaşamıştı. Şimdi ise enerji tüketimi neredeyse bir haftadır 61,000 TWh seviyesinin üstünde yer almakta.  Bu verilerin daha iyi anlaşılması için karşılaştırma yapan uzmanlar, BTC ağındaki enerji tüketiminin şu an için Cezayir’in enerji tüketiminden fazla olduğunu vurgulamakta. Buna ek olarak Kuveyt’in enerji tüketimi de neredeyse ağın enerji tüketimi ile eşit durumda.

Bitcoin ağının tükettiği enerjinin karbon ayak izinin Myanmar’ınki ile aynı seviyede olduğu ve bunun Lüksemburg’un çevreye verdiği zararla eşdeğer olduğu belirtilmekte. Digiconomist tarafından aktarılan bilgilere göre tek bir Bitcoin işleminin karbon ayak izi 626.300 Visa işleminin karbon ayak izine veya direkt olarak 41.757 saat YouTube videosu izlemenin karbon ayak izine eşdeğer.

Bu da geleceğin para birimi ve ödeme yöntemi olarak görülen Bitcoin’in büyük bir sorunla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Yıllar geçtikçe de buna herhangi bir çözüm bulunamadı ve Proof-of-Work protokolü olduğu müddetçe de bulunamayacak gibi gözüküyor.

Ethereum gibi önde gelen altcoin’lerin çoğu da PoW protokolünü kullansa da bunların Bitcoin kadar fazla enerji tüketmediği biliniyor. Bitcoin’in en çok eleştirilen noktalarından birisi olan PoW protokolünden vazgeçmesinin mümkün olup olmadığı bilinmese de Ethereum bu konuda önemli bir adım attı.

Ethereum Foundation tarafından alınan karar doğrultusunda ağın bu kadar fazla elektrik tüketimi olmayan Proof-of-Stake (hisse ispatı) modeline geçmesi için adımlar da atıldı. Büyük bir merakla beklenen ETH 2.0 güncellemesinin ne zaman kullanıcılarla buluşacağı ise hala bilinmiyor.